7 Kasım 2014 Cuma

Kibyra Antik Kentinde 1800 Yıllık 'Havuz Sistemi ve Çeşme Yapısı' Bulundu.





BURDUR (AA) - GÖKMEN YÜCE - Gölhisar ilçesindeki Kibyra Antik Kenti'nde yapılan kazılarda, üç kademeli havuz sistemi ile çeşme yapısı bulundu.
Kültür ve Turizm Bakanlığı adına başkanlığını Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Şükrü Özüdoğru'nun yaptığı kazılarda, Kibyra Antik Kenti'nde üç kademeli havuz sistemi ile çeşme yapısı ortaya çıkarıldı.
Kazılarda görevli Dicle Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi İsmail Baytak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu yılki kazılarda antik kentin agora, çarşı pazar yerinde önemli buluntuların ortaya çıkarıldığını söyledi.
Agorada bulunan havuz sisteminin üç kademeli olduğunu, suyun önce birinci kademeye geldiğini, daha sonra ikinci ve üçüncü kademelere aktarıldığını anlatan Baytak, buradan da insanların kullanımı için başka bir sistemle agoradaki dükkanlara ve binalara dağıtımının yapıldığını kaydetti.
- "Çok muazzam bir görüntüsü ve görselliği olmalı"
Baytak, havuzdaki suyun künkler aracılığıyla dağıtımının yapıldığını, sistemin bazen alt bazen de üst kottan gittiğini ifade etti.
Havuzun alt bölümünde suyun durdurulması için bir sistem ile atık su gideri bulunduğunu dile getiren Baytak, havuz temizlendikten sonra atık suyun agoradaki caddenin altından aşağıya verildiğini bildirdi.
Çeşmenin, antik kentin terasının şekillenmesinin ardından yaklaşık 200 yıl sonra yapıldığının tahmin edildiğini anlatan Baytak, "Havuz ve çeşme antik kentin doğu giriş kapısının önüne yapılmış. Kent o dönem klasik dönemini yaşıyor, çok zengin. Bu çeşme ve havuzun da çok muazzam bir görüntüsü ve görselliği olmalı" dedi.
- Adı "Herakles" olacak
Baytak, havuz ve çeşme yapısının çevresinde sikke ve seramikler bulduklarını, bu buluntulardan yapıların tarihleri hakkında bilgi sahibi olduklarını belirtti.
Havuz ve çeşme yapısının MS 2. yüzyılın sonu, 3. yüzyılın başlarına denk geldiğinin altını çizen Baytak, "Çeşme yapısı, agoranın en önemli buluntularından biri. Herakles (Herkül) heykelinin büstü de burada bulundu. Bu nedenle bu çeşmeye 'Herakles' adını vereceğiz ve literatüre de öyle geçecek" diye konuştu.
Baytak, gelecek yıl yapılacak kazılarda çeşmenin ve havuzun yapısını, suyun nasıl aktarıldığını çizimlerle ortaya koyacaklarını sözlerine ekledi.

Kaynak--> www.radikal.com.tr

Ayrıca Bakınız --> Kibyra Antik Kenti


26 Ekim 2014 Pazar

Egyptian sarcophagus lid sells at auction for £12,000




An ancient Egyptian sarcophagus lid found in "an Indiana Jones moment" at a house in Essex has fetched £12,000 at auction.

The top of the coffin, believed to be about 3,000 years old, sold for 12 times its lower estimate in Cambridgeshire.

Stephen Drake, from Willingham Auctions, found the relic covered in cobwebs in a house in Bradwell-on-Sea.

The new owner, who did not want to be named, said it will go to a museum.

The 6 ft 5in (2m) tall Egyptian artefact was owned by big game hunter and journalist Captain 'Tiger' Sarll, who died in 1977.

His granddaughter Ali Watkins attended the sale and said a picture of the sarcophagus was featured in a book presented to Capt Sarll when he appeared on TV show This is Your Life in 1961.

She added it needed restoring as it had woodworm and her grandfather had painted its face.


"He was a great adventurer and travelled the globe… but we don't know the exact history of how it came in his possession," said Ms Watkins.

"We didn't know what it was going to go for but it's a good price and the lady who won the bid was very happy and she thought it was going to go for awful lot more.

"It's going to go to a private museum and I will keep in touch."

Mr Drake said he found the sarcophagus propped up in the corner of a room after being called to help clear Capt Sarll's former home which was being renovated.

"It was like something magical having found it... and then selling for £12,000 is fantastic," he said.

"I felt like Indiana Jones, it was amazing because it was just a normal call.

"The only way into this room was through this big hole in the wall and there was this coffin top covered in cobwebs and dust so it was just like walking into a tomb."



22 Ekim 2014 Çarşamba

Tutankamon'un gerçek yüzü ortaya çıktı!







     Neredeyse genç bir kadınınki kadar geniş kalçaları vardı, bacağındaki bir yamukluk nedeniyle bir ayağını tam yere basamıyordu ve dişlekti.

     Altından maskesinin ardından mağrur bir biçimde gülümseyen Tutankamon, milyonlarca insanın hafızasına atlı araba yarışlarına düşkün bir soylu olarak kazındı. Oysa yeni bulgular, MÖ 14’üncü yüzyılda hüküm süren genç firavunun yürümek için bastona dayanmak zorunda olduğunu ve 20’li yaşlarını göremeden öldüğünü gösteriyor.

     Mısır Firavunu Tutankamon üzerinde yapılan ‘sanal otopsi’ tamamlandı. Sanal otopsinin yanı sıra sürdürülen genetik analizler ise ünlü firavunun ensest ilişkinin meyvesi olduğunu, anne ve babasının kardeş olduğunu gösteriyor. Tutankomun’un kardeşlerinin de çocuk yaşta art arda ölmesinin nedenin de yine ‘akraba evliliği’ne bağlı hormonal bozukluklar olduğu tahmin ediliyor.
Kafatasında ve iskeletindeki bazı kırıklar nedeniyle Tutankamon’un cinayet veya çok sevdiği rivayet edilen araba yarışlarında geçirdiği bir kaza sonucu öldüğüne inanılıyordu. 
Şimdi ise bilim insanları genç firavunun genetik rahatsızlık sonucu öldüğünü, vücudundaki kırıklardan sadece birinin (dizindekinin) ölümden önce oluştuğunu ve bastonla yürümesini gerektiren topallığı nedeniyle araba yarışlarına katılmasının imkansız olduğunu söylüyor. Tutankamon’un mezarında bulunan 130 kadar baston da bunu doğruluyor. 

     İtalya’da mumyalar ve buzadamlarla ilgili araştırmalar yapan enstitünün üyesi Albert Zink ise Tutankamon’un soylu ailesinin DNA’larını inceledi. Zink’in elde ettiği bilgilere göre Tutankamon, Mısır firavunu Akhenaton ve kızkardeşinin çocuğu. Ensest antik Mısır’da tabu sayılmıyordu ve akraba evliliklerinin yarattığı sağlık sorunları da o dönemde bilinmiyordu. 

SOY AĞACINDA ERKEN SOLAN BİR DAL 

     



Londra Imperial College’dan Hutan Ashrafian, Tutankamon’un ailesinin bazı üyelerinin hormonal bozukluklardan mustarip olduğunu söyledi. Ancak şunu vurguladı: “Ailenin ataları arasında ileri yaşlara kadar yaşayan pek çok kişi vardı. Ancak bu soy, erken ölmeye başladı ve her jenerasyonda daha da erken öldüler. “ 
Tutankamon’un ölümüyle ilgili yeni bulgular, BBC One’da “Tutankhamun: The Truth Uncovered” adlı belgeselde yayınlanacak. (DailyMa
 Kaynak--> www.radikal.com.tr



20 Ekim 2014 Pazartesi

Perge'den Kaçırılmış




     2012 yılında Cenevre Gümrüğü’nde ele geçirilen mermer üzeri heykellerle bezeli Herakles Lahdi’nin, Antalya Perge’den kaçırıldığı kesinleşti. Lahtin bir benzerinin Antalya Müzesi’nde olduğu anlaşıldı.

     Aynı taş ustasının elinden çıktığı tespit edilen lahitlerin üzerindeki pek çok figür bile neredeyse tıpatıp aynı. Halen İsviçre’de mahkemesi devam eden lahit için Kültür ve Turizm Bakanlığı hukuki mücadeleyi sürdürüyor. Cenevre Gümrüğü’nde arkeoloji meraklısı bir görevli tarafından fark edilerek alıkonulan lahit, İsviçre Phoenix Sanat Galerisi üzerine kayıtlı. İsviçre makamlarının yürüttüğü soruşturma neticesinde lahde el konuldu. Türkiye olaydan haberdar olunca bir ekibi İsviçre’ye gönderdi. Lahdin Antalya Perge’den kaçırılmış olduğuna karar verildi. İsviçre’de açılan dava sürüyor.

     Radikal'den Ömer Erbil'in haberine göre, Perge Antik Kenti sınırları içindeki nekrapol (mezarlık) alanı uzun yıllar özel mülktü. Yıllarca arazi sahipleri ve defineciler tarafından bu alandan lahitlerin kaçak kazılarla çıkarılıp satıldığı belirlendi. Arazi sahibi Elmalı Cezaevi’nde yatan A.Ç. Herakles Lahti ile ilgili verdiği ifadede amcasının kendisine 2001 yılında bir lahit sattığını söylediğini itiraf etti. Lahtin kaçak çıkarıldığı arazide yapılan arkeolojik kazılarda bazı lahitlerin parçalanarak kaçırıldığı görüldü. İsviçre’de soruşturmayı yürüten savcı 1 yıl önce Antalya’ya gelerek Perge’yi ve Antalya Müzesi’ni gezdi. İsviçreli savcı, A.Ç ile de görüştürüldü. Antalya’da sergilenen lahit de kaçak kazılar sonucunda yurtdışına kaçırılmış. Lahdin bir yüzünü 1983 yılında ABD Paul Getty Müzesi ülkemize iade etmiş. Lahtin ön yüzü ise 1998 yılında Almanya’daki Schwartzkopff Koleksiyonu’ndan iade yoluyla alınmış. Antalya Müzesi şimdi müze koleksiyonunda sergilenen lahtin yanına astığı duyuru levhası ile Cenevre’de yakalanan lahti geri istiyor.

Ömer Erbil | Radikal

Kaynak--> Onedio Kültür

20 Temmuz 2014 Pazar

Yağmadan Kurtulan Maya Prensi

                          
     

     
     Bon Üniversitesi arkeologları, Meksika’ da Guatemala sınırında bir ormanda yaptıkları kazıda, bir Maya prensinin mezarını buldular. Eski Maya kenti Uxul ‘ un bulunduğu kazı alanındaki 11 yapı, daha önce hazine hırsızları tarafından yağmalanmıştı. Ancak arkeologlar binalardan birinin 1,5 metre altında definecilerin dokunmadığı bir mezar buldular. Mezarda elleri göğsünde kavuşturulmuş olarak yatan genç bir erkek iskeleti, keramik kap, dört tabak bulundu. Bu keramikler resimler ve kabartmalarla süslüydü. 20-25 yaşındaki genç adamın, 8. Yüzyıl başlarında öldüğü düşünülüyor. Uxul ‘ daki kraliyet binalarının en büyüğünün altında bulunduğu için bir prens olduğu düşünülüyor. En parlak çağında Meksika ‘ nın güneyi Honduras, El Salvador, Guatemala ve Belize’ yi Kaplayan Maya ülkesi kent devletlerinden oluşuyordu. 


For More İnformation:


     University of Bonn archaeologists have discovered the untouched tomb of a local prince in the royal palace complex at Uxul, a Maya site in the Mexican jungle near the border with Guatemala. Most of the 11 known buildings in the complex have been prey to looters looking for valuable ceramics and jewelry. Although there was a looting tunnel leading to this building (called K2) as well, the grave was discovered five feet under the floor and was untouched. It’s the first intact grave the team has discovered in four excavation seasons.

     Tomb with skeleton, vessels and platesThe tomb is a single chamber with brick walls and a corbel vault. Inside archaeologists found the skeleton of a young man lying on his back with his arms folded over his stomach, five ceramic cups and four ceramic plates, some of them elaborately decorated with paintings and reliefs. One of the plates decorated in Mayan Codex-Style (a black outline drawing that uses the Mayan hieroglyphics seen in their surviving pre-Columbian books) was found on the young man’s skull. He was probably about 20-25 years old when he died, and one of the cups has an inscription bearing a date of 711 A.D. which is likely to be the year of his death, or at least near to it.

     Maya prince cup from UxulThat vessel also bears an inscription labeling it as “the drinking vessel of the young man/prince.” Since he was found in the largest building yet discovered in Uxul’s royal palace complex, archaeologists feel secure in pronouncing him the latter since a non-royal “young man” would not get such prime funerary real estate. The absence of jade jewelry marks him as a minor prince, not directly in line for the throne.

     Scientists believe that Uxul, originally a smaller independent kingdom, was inhabited and ruled from time to time by the leaders of the ruling Kaan Dynasty in Calakmul. But the influence subsided after 705 AD, and there is a strong likelihood that a local ruling family came to power for a few generations. At the start of the 9th century, Uxul was almost completely deserted.

     The Uxul palace complex was completed around 650 A.D. when the Kaan (Kaaaaaan!) dynasty had been in control for two decades. Relief panels found last year in the same building where the grave was discovered depict four of the Kaan kings playing the ballgame. The local royal family that took over after the Calakmul dynasty lost power probably still had some dynastic links to the previous rulers.

     The city of Uxul was an important trade hub between the two major Mayan urban centers of El Mirador to the south and Calakmul to the northeast. It had trade links south into Guatemala and north to the Central Mexican Plateau, hence its appeal to its powerful neighbor.

     Located deep in the Calakmul Biosphere Reserve, Uxul is difficult to reach. The sole access is 75 miles of jungle paths, and archaeologists can only dig for two to three months during the dry season. Undaunted, the archaeological team hopes to find more unlooted graves in the K2 palace building that will provide valuable information about the shifting power dynamics of the late Calakmul period.



17 Temmuz 2014 Perşembe

III. Selim'in Talimatı



"III. Selim'in bir Ramazan günü şâhit olduğu ekmek sıkıntısına dâir Sadrâzama verdiği tâlimât."





Kaynak--> #Tarih


26 Haziran 2014 Perşembe

Terracotta Heykelleri



     Çin'de M.Ö. 210 yılından kalan 8 bin Terracotta askeri heykelinin gizemini 3 boyut teknolojisi ortaya çıkardı: Heykeller hayali değil kralın askerlerinin bire bir kopyası!

     Arkeoloji dünyasının yıllardır araştırdığı ilk Çin imparatoru Qin Shi Huang'ın mezarında bulunan M.Ö. 210 yılından kalan 8 bini aşkın toprak asker heykelinin sırrı nihayet çözüldü. Devasa ordunun gerçeğinin bire bir kopyası olduğu ortaya çıktı.
 
     Heykellerin yüzündeki farklı mimikler ve yüz şekilleri askerlerin orijinallere sadık kalınarak tasarlandığını akıllara getirse de 8 bin modelin kullanılması imkansız gibi görünüyordu. Bir grup sanat tarihçi toprak heykelcikleri yapan sanatçıların belli bir modele uygun olarak şekillendirildikten sonra mimik, boy ve bazı uzuvlarında değişiklik yaptığını düşünüyordu. 3 boyut teknolojisi ve yeni bir algoritma yazılımı kullanan bilim adamları 8 bin heykelin kulak yapılarının birbirinden tamamen farklı olduğunu buldu. Heykellerin farklı etnik kimliğe sahip kişileri yansıttığını belirleyen bilim adamlarına göre askerler imparotorun ordusunun kopyası. Bilim dergisi Nature Magazine'de yayımlanan makaleye göre orduyu hazırlayan heykeltraşlar gerçek kişileri model aldı.

     
Bilim adamları Terracota askerler hakkındaki araştırmalarını henüz bitirmedi. MÖ 210 tarihinde yapılmış olan heykeller, 1974'te Çin Halk Cumhuriyeti'nin Shaanxi eyaletine bağlı Xi'an yakınlarında bir çiftçi tarafından bulunmuştu. Ordunun 'İlklerin imparatoru' olarak bilinen Çin Şı Huang'ın mezarını koruduğuna inanılıyor.

Kaynak--> http://www.ulkehaber.com